Burada Bir Günüm Nasıl Geçiyor?

Gönüllü olarak neler yapıyorum ?

Daha önceki yazımda da bahsettiğim üzere, şubat ayında Avrupa Gönüllü Hizmeti yapmak için Macaristan’ın Szekszard şehrine geldim. Peki ben burada gönüllü olarak neler yapıyorum ve günlerim nasıl geçiyor. Sizlere biraz buradaki işleyişten bahsetmek istiyorum.

Nerede yaşıyorum?

Szekszard’dan kısaca bahsetmek gerekirse Macaristan’ın Tolna bölgesine bağlı olan merkez şehri ve yaklaşık 34.000 nüfusu var. Küçük bir şehir olmakla birlikte içerisinde her ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz marketler ve mağazalar mevcut. Macaristanın başkenti olan Budapeşteye ulaşım otobüs ile 2 saat sürüyor. Yaşayanların genel olarak İngilizce seviyeleri düşük, gençlerin bazıları İngilizce biliyor fakat konuşmaya çekiniyor. Orta yaşlı insanlar ise genel olarak İngilizce bilmiyorlar. Eğer markette, yolda, bir mağazada ya da bir restoranda birine bir şey sorduğunuzda ingilizce yanıt alabiliyorsanız şanslısınız demektir. Yaşadığım şehir hakkında şimdilik bu kadar, merak edenler için daha ayrıntılı bir biçimde başka bir yazımda anlatacağım.

Yaşadığım şehrin meydanından bir kare

Buradaki işleyişe kısaca bir göz atalım

Avrupa Gönüllü Hizmetinde, üç ayrı kurum ile iş birliği yapıyoruz. Bunlar; Gönderici Kuruluş, Ev sahibi kuruluş ve Koordinatör kuruluş. Tüm bunların dışında ise projeye işbirliği ile esas desteği sağlayan iki büyük kurum Ulusal Ajans ve Avrupa birliği.

Benim projem deki gönderici kuruluşum İzmir’de bulunan Pi Gençlik Derneği. Projeye onların instagram sayfalarında paylaştıkları ilanlarından birine başvurarak seçildim. Başvurduğunuz projeler gönderici kuruluşu olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrılır. Eğer gönderici kuruluşu olmayan bir projeye başvurduysanız kendinize Türkiye’den bir gönderici kuruluş bulmanız gerekmektedir. Eğer projenizin hali hazırda bir gönderici kuruluşu yoksa lütfen panik yapmayın, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına mail yolu ile gönderici kuruluşunuz olup olamayacaklarını sorabilir ve kendinize kolaylıkla bir gönderici kuruluş bulabilirsiniz. Gönderici kuruluşunuz sizin proje hakkındaki öğrenme sürecinizi destekleyen, aklınızdaki tüm soru işaretlerini yanıtlayacak olan projenizle aranızdaki en kuvvetli bağlardan bir tanesidir. Proje öncesinde, sonrasında ve projeniz boyunca sizinle iletişimde kalarak projenizi takip eder.

Diğer bir kuruluş ise Koordinatör kuruluştur. Koordinatör kuruluş projenin tüm mali ve idari sorumluluğunu taşıyan, kurumlar arası koordinasyonu sağlayan, gönüllünün öğrenme sürecini destekleyen, eğer ihtiyacı var ise vize düzenlemelerine ve sigorta planının oluşturulmasına yardımcı olan kuruluştur.

Bir diğer kuruluş ise Ev sahibi kuruluştur. Sizin baştan sona projenizle aranızdaki en güçlü iletişim araçlarından bir diğeridir. Proje ülkenize gittiğiniz andan itibaren sizi çalışacağınız kurumla tanıştıran, size bir mentor temin etmesi gereken, neye nasıl ulaşacağınız konusunda yardımcı olan, kalacak yerinizi, cep harçlığınızı, ulaşım masraflarınızı karşılayan, topluma entegre olmanıza yardımcı olan, bulunduğunuz şehirdeki etkinliklerden sizi haberdar eden, size dil desteği sağlayan ve diğer gönüllülerle tanışmanızı sağlayan, aynı zamanda sizin gönüllü eğitimlerine katılımınızdan yani genel olarak projenin tüm takibinden sorumlu olan kurumdur.

Ev sahibi kuruluşun size bir mentor temin etmesi gerektiğinden bahsetmiştim. Benim projemde iki ayrı mentorum ve bir koordinatörüm var. Koordinatörüm; barınma, cep harçlığı, ulaşım gibi temel ihtiyaçlarımdan sorumlu, aynı zamanda gönüllü olarak çalıştığım kurumlarla aramdaki bağlantıyı sağlıyor ve dernekte yapacağım etkinliklerle ilgileniyor. Mentorlerimden biri; burada bulunduğum süre içerisinde bana ve diğer gönüllü arkadaşıma Macarca dersleri veriyor, şehirdeki herhangi bir etkinlikten beni haberdar ediyor, gitmek istediğim bir yere nasıl ulaşacağım konusunda ve karşılaştığım ya da karşılaşacağım herhangi bir sorunu çözmemde bana yardımcı oluyor. Diğer mentorum ise; çalıştığım yerde çocuklarla ve diğer çalışanlarla olan iletişimimi sağlıyor ve yapmam gereken işler hakkında bana yardımcı oluyor.

Hangi alanda gönüllüyüm?

Avrupa Gönüllü Hizmeti kapsamında projemin konusu küçük çocuklar ve gençlerle kreatif aktiviteler. Bu konu kapsamında iki ayrı kurumda görev alıyorum. Bunlardan bir tanesi biraz önce bahsettiğim Polip Gençlik Derneği, bir diğeri ise özel bir kreş. Buradaki çalışma saatimin büyük bir kısmı kreşte geçiyor. Kalan zamanlarda ise Polip’te vakit geçiriyorum.

Peki bu kurumlarda neler yapıyorum?

Aile Kreşi ve Oyun Merkezi

Günümün büyük bir kısmını geçirdiğim bu kurum ‘’Aile Kreşi ve Oyun Merkezi’’ olarak adlandırılan, 1,5-3 yaş arası çocukların geldiği bir kreş. Toplamda 4 çalışanın olduğu bu kreş, her sene çocuklarla yapılan aktivitelere yardımcı olmak ve çocukların farklı kültürlerle iç içe olmasını sağlamak için bir gönüllüyü misafir ediyor. Benden önce farklı ülkelerden 1 kadın ve 1 erkek gönüllü ile birlikte çalışmışlar.

Çalıştığım kreşin bir fotoğrafı

Hafta içi beş gün boyunca bu kurumda çalışıyorum. Bir gün içerisinde toplamda 6 saat çalışmam gerekiyor ve çalışma saatlerim kreş çalışanlarının yardıma ihtiyacı olduğu gün ve saat aralıklarına göre değişkenlik gösterebiliyor. Fakat genel olarak sabah 8-9 gibi başlayıp öğlen 2-3 gibi işten ayrılıyorum. Yapmam gereken şeyler ise, çocukların ihtiyaç duydukları anlarda onlara yardım etmek. Nedir peki bu ihtiyaç duydukları anlar diye sorarsanız; kahvaltı ve öğlen yemeği saatlerinde çocukların çatal kaşık ve tabaklarını uzatmak, yemekleri onların yiyebileceği küçük parçalara ayırmak, onlara peçete uzatmak, eğer çok küçüklerse ağızlarını silmelerine, yemekten önce ve sonra ellerini yıkamalarına, dışarı çıkarken giyinmelerine yardımcı olmak vb. Bunların dışında onlarla oyunlar oynamak, eğer mümkünse onlara Türkçe bir şarkı, birkaç kelime veya cümle öğretmek( buraya bir parantez açmalıyım, Türkçe bir şeyler öğretmek çok zor çünkü çocuklar çok küçükler ve bildikleri kelime sayısı 5 ile 10 arasında değişiyor), el işi malzemeleriyle yaşlarına uygun etkinlikler hazırlamak ve sınıfın aylara, mevsimlere göre dekorasyonunu değiştirmek.

Her ay sonunda çocuklarla yapmam gereken bir projem var ve bu projenin ne olacağına kendim karar veriyorum. Onlara yeni bir oyun, şarkı veya tekerleme öğretebilirim ya da sınıfa farklı bir dekorasyon hazırlayabilirim. Her ay bunlar ve benzeri şeylerden bir tanesini yapmam ve fotoğraf veya video yoluyla kayıt altına almam gerekiyor.

Bunun dışında tüm gün yaptığım en eğlenceli şey onlarla birbirinden farklı oyunlar oynamak ve onların hayatına dokunmanın bir yolunu bulmak. Öğlen saat 1’de çocuklar yemeklerini yemiş ve uyumuş oluyorlar. Saat 2’ye kadar onlar için etkinlikler hazırlıyor ya da bir işimiz yoksa çalışma arkadaşlarımla bir kahve içiyoruz ve sonrasında kreşten ayrılıyorum.

Polip Gençlik Derneği

Kreşten arta kalan zamanlarımda Polip’e gidiyorum. Orada çalışan bir sorumlu ile birlikte gençler için neler yapabileceğimizi tartışıyor ve planlar yapıyoruz. Şu an için Türk-Macar Şarkı kulübü ve Türk Dansları Kulübü’nü oluşturduk. Türk-Macar şarkı kulübünde bir ay biz Macarca bir şarkı öğrenirken, diğer ay onlara Türkçe bir şarkı öğretmeyi planlıyoruz. Öğrenme sürecinin ardından ise yerel halka öğrendiğimiz şarkıları söylemeyi düşünüyoruz. Türk Dans kulübünde ise dans ile ilgilenen gençlere kültürel danslarımızı öğretmeyi planlıyoruz.

Düzenlemeyi düşündüğümüz Türk dansları kursu ve Türk-Macar şarkı söyleme etkinliklerinin afişleri

İngilizce, Türkçe ve Almanca dilleri üzerine konuşma kulüpleri açmakta hedeflerimiz arasında fakat henüz yeterli sayıda kişiye ulaşamadık. Bu kulüplerin dışında geri dönüşüm ve çevreyi koruma ile ilgili birkaç projemiz daha var. Dernek birçok alanda farklı projeler geliştirmeye açık durumda.

Nasıl geçiniyorum ?

Proje dönemim boyunca bana her ay belli bir miktarda bir cep harçlığı ve yemek ücreti ödeniyor. Bu para her ay buradaki ihtiyaçlarımı karşılamada bana yetiyor, hatta bazı aylar diğer şehirleri gezme veya ucuz uçak biletleri bulabilirsem farklı ülkeleri ziyaret etme fırsatım oluyor. Yemek konusunda ise; çalıştığım yerde öğlen yemeği çıkıyor ve öğlenleri orada yemek yiyebiliyorum, akşam yemekleri ve kahvaltıları bir apartman dairesinde yaşadığım için market alışverişi yapıp kendim hazırlıyorum. Marketteki sebze meyve fiyatları çok uygun, o yüzden bir şey satın almak istediğimde zorlanmıyorum.

Bunun dışında şehir içi ulaşım için de ekstra bir ücret ödemiyorum. Bazı büyük marketler ve alışveriş merkezi şehre biraz uzak, normalde gönüllülere ulaşım masrafları için temin edilen şehir içi ulaşım kartı veriliyor fakat ben şehir içi ulaşımım için organizasyonumdan ulaşım kartı yerine bisiklet talep ettim. Böylelikle ulaşımımı bisiklet ile sağlıyorum.

Kolay geçinmemi sağlayan en temel unsurlardan bir tanesi ise projemdeki cep harçlığının Euro cinsinden ödenmesi ve benim Macaristan’da buranın yerel para birimi olan Forint ile harcama yapmam. Bu konuda bence Euro kullanan ülkeler yerine kendi yerel para birimini kullanan ülkeleri tercih etmek bütçenize küçükte olsa bir katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Peki dilimi nasıl geliştiriyorum?

İngilizce

İlk olarak İngilizcemi geliştirdiğim alanlardan bahsedeceğim. Mentorlarımla ve koordinatörümle kurduğum her türlü iletişimde konuşma dilimiz İngilizce. Bunun dışında burada her hafta düzenli olarak ne yaptığıma dair yazmam gereken kısa raporlarım var ve bu raporlar İngilizce olmak zorunda. Şehre başka kurumlar aracılığıyla başka ülkelerden gelen gönüllüler var ve onlarla olan iletişimimizde yine İngilizce kullanıyoruz. Fakat yerel halk ile İngilizce konuşmak yazımın başında da belirttiğim gibi çok kolay olmuyor, çünkü insanların çoğu İngilizce bilmiyor.

Macarca

AGH kapsamında genel olarak bulunduğunuz ülkede konuşulan yerel dili öğrenmeniz için sizin interaktif bir kursa katılımınız sağlanıyor. Bazı organizasyonlar eğer isterlerse size kendi dillerinde birebir ders alma imkanı da sağlayabiliyorlar. Ben bu kapsama giren şanslı insanlardan olmalıyım ki yukarıda da bahsettiğim gibi mentörlerimden bir tanesi bana ve diğer gönüllü arkadaşıma birebir Macarca dersleri veriyor. Her hafta aldığım bu dersler dışında yine bahsettiğim üzere AGH’nin bize sağladığı interaktif dil eğitim kursu ile öğrendiklerimi pekiştirip sosyal hayatta daha aktif bir şekilde iletişim kurabilmeyi hedefliyorum. Fakat bu noktada interaktif kursun pek faydalı olduğunu söyleyemeyeceğim. Kurs hangi dili öğrenmek istiyorsanız tamamen o dilde yönlendirmeler ile size dili öğretmeye çalışıyor fakat, örneğin ben Macarca öğrenmek istiyorum ama sayfada her şey Macarca olduğu için bazı noktalarda ne yapmam gerektiğini dahi anlayamıyor ve fazlasıyla zorlanıyorum. Bu durumu bende dahil birçok gönüllü arkadaşım OLS’ye bildirdik ve sorunun kısa zamanda çözüleceğini umuyoruz.

Kursların dışında sosyal hayatta herhangi bir şeye ihtiyacım olduğunda, örneğin marketten bir şey satın alırken ya da bir yeri bulmaya çalışırken etraftaki her şey Macarca olduğu için, sözlükler yardımıyla da olsa bir şekilde dili öğrenmeye maruz kaldığımı söyleyebilirim. Bu sayede daha çok kelime öğreniyor ve bir bakıma öğrenme sürecimi hızlandırıyorum. Fakat genel olarak baktığımızda Macarcanın zor bir dil olduğunu söylemeliyim.

Bunun yanı sıra çalıştığım kreşte birbirimizi anlayabilmek ve hep birlikte daha fazla öğrenmek adına kreşin duvarlarından bir tanesine Macarca, İngilizce ve Türkçe olmak üzere üç farklı dilde her gün sıklıkla kullandığımız ‘günaydın, merhaba, afiyet olsun’ gibi sözcükleri, renkleri ve bazı kelimeleri renkli kartonlara yazıp astık. Böylelikle ben çalışma arkadaşlarıma Macarca günaydın derken onlar bana Türkçe karşılık verebiliyorlar.

 

Bir cevap yazın